İlk kez trene bindiğimi hatırlıyorum film jeneriğini izlerken. Ne kadar heyecan, korku, garipseme, sallantı, mide bulantısı, uyku sersemliği, kulaktaki hoş tını varsa hepsi beni bulmuştu rayların üzerinde dans etmeye başladığında..
Kitabını bildiğim uyarlamalardan en şahanesini sabırsızlıkla bir solukta izledim. Kendimden ve dahi sevgili adamından utandım nasıl sinemada izlemedik diye.
Kenan İmirzalıoğlu aşmış gitmiş, uçmuş gitmiş, o nasıl bir oyunculuk evrimi, bu nasıl bir karizma yansıtışı.. Münire rolünü üstlenen Tuğçe Kazaz dahi ( ! ) öyle bir sakinlik dinginlik içinde rol çıkarmış ki film boyunca hem nefes alamadım hem gerildim hem huzur duydum hem de sürekli
-vay anasını
nidalarını tekrarladım durdum.
Yönetmen koltuğunda oturan Osman Sınav sanırım Kenan Bey ile değişik bir kimya tutturmuş Deli Yürek' ten gelen. Ama harika bir iş çıkmış ki ortaya Oscar' a aday olmuyorsa biraz durup düşünmemiz gerek.
Cihat Tamer' den Mustafa Alabora' ya Güven Kıraç' tan Mustafa Üstündağ' a kadar bir çok şahane oyuncu filmin içinde. Ne çok kısa ne kabak tadında. Harika bir matematikle yerleştirilmiş.. Olsa da azıcık daha izlesek anında çekiliyorlar sahneden.
Kitabı senaryolaştıran Yiğit Güralp' i ayakta alkışlamak gerek. Filmin dram niteliğini bozmadan bu kadar tadında komediyi güzel çıkarmış seyirci karşısına. Müzikler ve görüntüler de mükemmel. Kostümler dekor da bonus olarak çok iyi.
Velhasıl kelam trenlere dirsek teması, hatta bazen vagon içi 5 yıldızlı apart halinde ilerleyen bir uzun hikaye..
Yoksulluk, başkaldırı, isyan ve tevekkül, aşk ve güç.. Küçüklüğümüzde bilmediğimiz onlarca duygu ile en az 3 kez izlenmeli.
S' si düşmüş klavyeden EVGİLERLE :)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder